Kayıtlar

Haziran, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yavşak güvercin

Mutfağının penceresini açtı
Mermere biraz bulgur döktü paketten, dikkatlice
Bu üçüncü öğün günün sonunda. İnsan hayret ediyor, böyle açık büfe yok
Bulgur çiğ görünse de, merhamette pişmiş
Ve tam zamanında, saat günü bitirmemiş.

Nasıl hayallerimi kırdı
Böyle güvercin mi olur, yavşak.
Kumrular var biri hasta
Üç dört serçe de sırada
Hiçbirine izin vermiyor, pencereden kovuyor
Tek başına, tüm taneleri silip süpürdü.
Doysa da fazlasını yedi
Bir silahı eksikti yalnız
Eminim, elleri olsaydı kanatları yerine
Yazmayı, çizmeyi bırakır
Tüm kumruları ve serçeleri kurşuna dizerdi.

Parlak taşlara değer biçerdi
Serçeleri köle yapardı bir zamanlar
Bir pencere inşa eder kemikten,
-Medeniyet, derdi; konuşabilse.
Düşünebilse, büyük bir beyni olsa
Nükleer bomba üretirdi.
Taşlar uğruna, kağıtlar ve fazladan bulgur
Öldürebilirdi.

-Oğlum, dedim, bir şey diyeceğim
-Neden savaşıyorsun amına koyayım.

Bugün nasıl ölsem?

Akşam sigarasını yaktıktan biraz sonra, balkonda
Belki yeterince gülemedim dün
Belki de çok uzun seneler olması gerekirken ilerde
Tam da mutlu olmaya karar vermişim
Ama işte, bir takım şampiyon olmuştur
Gökyüzünü delmeye çalışan bir aptalın çok namuslu silahı
Dandik bir son ateşler beynime, umutüstü saatlerinde.

Hiç akşam ondan sonra, sokakta yürürken özgür oldun mu
Ya da minibüste, otobüste, bilmem nerede
Ben oldum, burnum yamuldu.
Şimdi anlatıyordur orada burada, -bi kafa goydum
Hem de durduk yere, -ne bagıyön, felan.
Sadece köpekler bu yüzden ısırır sanırdım,
Meğer köpeklerin de iki ayağı varmış.

Hep fazladan bir sigara vardır cebimde
Belli mi olur, bir eşofmanlı gelir sigara ister
Parkta bıçaklanmak istemem.
Ya bir ressam olmak...
Ya da bir genç, yirmileri görmemiş.
Bir bankta oturmak istemem.

Önümden bir kadın geçiyor, arkasında beş sakallı
Kadının yerinde olmak istemem
Şort, bir intihardır çünkü bu zamanlarda.
Kim bilir, belki de kadın olmak...

Balicinin bir lirası eksik diye mi…

Olmaz şeyler sokağı

Bu, gece bir yirmibeşte bir şeyler var
Sigara daha yavaş yanıyor, çaya ihtiyacı yok İlginç, tek başına yetiyor Bir tat bırakıyor beynimde, çitos gibi İkiyüzellibin liraydı eskiden Taso falan da çıkmıyordu küçük paketten Paket küçük olmasına rağmen, bitmez hissi veriyor.
Var, bir şeyler var
Kaygıların da korkuların da amına koydum
Bakakaldılar.
Bir hayal uçuyordu önümden, yakasına yapıştım
Dedim ki, -nereden çıktın lan sen
-Uykumu böldün.

-Bak, dedim, emin misin?
-Şimdi mutlu olacağım, ölmem değil mi?
-Hayır, çünkü sarhoş da değilim

Sarhoşluk ne demek biliyorum, iki sene evvel sarhoş oldum
O gün hayata dönüş yolunu unuttum
Tek bildiğim adres, benzinlikti, o da işemek için
-Yani diyorsun ki, sırtını unuttuklarına ver
-Köşeyi dön ve ilerle, bir sokağa gireceksin
-Islak toprak kokacak yollar, çimen
-Kırmızı, hep otomobiller için yanacak, trafiği kitleyeceksin
-Gri montunu giy, hava serinleyecek
-Bir bakmışsın ekimin ortasındasın, o ekim bitmeyecek
-Yağmur hafifçe yüzünü sevecek
-Sen de ol…

Sonbahar şakası

Yaz günü yürümeye başladım
Birkaç espri bile düşündüm gülmek için
Yaşarsam altmış yaşımı hayal ettim
-Balkonda sigara içerken ölürüm, dedim; komik olurdu
Ağzımda sigara, başım aşağıda
Yine kül dökmüşüm üstüme
Karşı apartmandaki teyze yine merakla suratıma bakıyor
Uzun ömürlü olsun, tam yüzseksen yaşında
-Teyze öldüm artık meraklanma
-Hem de sigaradan değil, neşe yetmezliğinden
Ama son kez gülmüşümdür; -ulan biliyordum böyle gideceğimi, diye.

Çay şekersiz ve turuncu
Mutluluk üzerine binlerce kitap daha yazılmış
Vetpedler edebiyat sıçıyor
En popüler spor söyvarvırın denge tahtası
Pıro ivılişın ikibin bilmem kaç
Ben yine sitiyi almışım en son, yenilmişim.

Saat yarım, hayat çeyrek
Şanssızlık peşimi bırakmamış
Doya doya gülecekken, ölmüşüm.

Yaz gününde gülecekken bugün
Yağmursuz havada otomobil su sıçrattı
Yaz mevsimi sonbahar şakası yaptı, -sikeyim.

Dertleri öpmek

Birazdan dördüncü sigara yanacak
Küllükte yer bulamadığımdan küfredeceğim İzmaritlere mi üzülsem, iyi gitmeyen şeylere mi Bilemeyeceğim. Bir gün daha başlamadan bitti işte Oysa neşeli günler hızlı geçer diye biliyorum Einstein, sence bu normal mi?
Dönüş yolunda yürüyeceğim Saatlerce ayakta kalmamış gibi Biliyorum, üzülerek kaybettiğim zamanları Öpüp yüksek bir yere koydular, kimse basmayın diye Bulacağım.
Evet, yine geç kaldım dün gece uykumda, bir şeylere Sınav mıydı, neydi, her ne boksa Ama, ilginç, bu sefer acele etmedim Öyle ki, rüyada bile pes etmeye başladım. Konuşmadım, konuşamam Sikeyim, neye üzüldüğümü bilmiyorum artık Otomobillere küfrediyorum, yazlara, güneşe Bahane.
Bir kumru gördük karşı apartmanın camında Mermerin en köşesine pısmış Aşağı bakıyor, düşerken uçmamaya karar vermiş gibi. Konuşamıyor, konuşamaz Tüm dertleri öpüp bir kenara koyduk Kumruya üzüldük Susarken ağlamamaya karar vermiş gibi.

Düz giden şeyler

İşte böyle istifa etti mendil satmaktan.
Ben nasıl insanlardan kaçıp en köşelere oturuyorsam
Nasıl katlanıyorsam yazların iğrenç güneşine
Öyle kaçtı bir soluk birilerinden;
-Böyle işin amına koyayım, dedi
Sonra birilerinin koca gülümsemeli suratlarına sıçtı
Ardından mendillerinin amına koydu, fırlattı.

Bembeyaz saçları vardı, sakalları
Tırnakları kirli ama böyle temiz kir yok
Ağzı bozuk ama çirkin gülücüklerden daha kaliteli sözleri
Yerlerde satamadığı son üç mendili
Bira da içmiş, hafif dengesiz
Yamuk dünyada düz yürüyor aslında.

-Kardeşim, dedi, kardeşim ben
-Ben istifa ediyorum.

Sigara ikram ettim, tütünle kutladık istifasını
Kafasına taktıklarını siktiretmesini söyledim, onayladı
Biliyorum ki, böyle bir şey asla olmayacak.
Yine bir şeyler düz gidecek, olsun
Öyleyse o da ters yöne girecek
Otobanda yürüyecek, otomobilleri durduracak
Hepsine küfredecek, özellikle güneş gözlüklülere
Elinde malboro ve telefonla dolaşan bileği çıplaklara
Tertemiz küfürler.

İntikam alacak dünyadan birkaç…

Otomatik pliot

Ayakkabılar mı hızlı, ben mi yavaşladım
İleride akşam güneşi çalıyor, solda kornalar Rüzgar yok sanırsın Var amına koyayım, var. Bir bana var, bir bana karşı, Bu nasıl rüzgar, nereden çıktı, adımlarımı yavaşlatıyor Omzumu büküyor, kambur bırakıyor Başka açıklaması yok, haziran fırtınası Kupkuru, yağmursuz
Bu kaçıncı ayın yirmisi
Bıkkınlık yerinde sayıyor, göreceliliği de sikeyim
Köprüde bile karşıma çıkıyor Yürüyor muyum ne, bu köprü bitmiyor Kornalar susmuyor, ayakkabılar durmuyor.

Eminim ters yönden gelen şaşkın
Çünkü gözlerimi kapatarak gidiyorum bazen
Puşt, şaşırma, otomatik pilota aldım Sen anlamazsın, daha erken, umudun var.
Planların var, uzaklara gidersin
Yeni şarkılar keşfedersin, yeni şehirler ve kokular
Öküz öküz gülersin olur olmadık şeylere
Yazları seversin, sıcak günlere tutulur, umut kaparsın
Yaşarsın.

Öldüğümde, öldüğümü söylesinler
Bir zamanlar yaşadığıma inanayım.

Tuval yüz

Canım hiç yaşamak istemiyor
Bankın birine yığıldım yine
Gidemem, kalkarsam hayat başlar
Uzun yollar yürürüm acele
Düşüncelerim bir paket sigara bitirir
Sigara on lira.

Herkes bir yere siktirsin gitsin önümden,
Beni bu bankta bıraksınlar,
Binlerce hayat geçsin ilerden,
Kimi topuklu ayakkabı, kimi cilalı, kimi yalın.
Yalnız umudu olanlar neşe atsın yerdeki şapkama
Çok mutluluk dileniyorum artık.
Bir gitar çalamam ya da klarnet
Şarkı söylemeyi de unuttum, bisiklet sürmeyi unuttuğum gibi
Mutluluğu unuttum.
Ama çok güzel üzülürüm her şeye
Yüzüm tuval olur, bilinmezliğin resmini bakarım.

Gitmem gerek
Banklar yürümüyor, ne yazık.

Tost yerken ölmek

Tostlar güzel kokmuyor artık, peynirli
Çay da varsa yanında, dünyayı fethedebilirdim,
Yalanmış.
Denedim, çizgifilm izledim
Perdeleri açmakla gün ışığı girmiyor eve
Kağıt gemiler sonsuza kadar yüzermiş,
Hasiktir oradan, o da yalan.
Omuzlarımdan bastırıyor kabuslarım
Tost yerken ölmek bu olsa gerek.
Halbuki dün gece astronottum
Bildiğin astronot, o beyaz mavi giysiler falan
İyi ki astronot olmamışım, çünkü gülmüyordum
Sikeyim, rüyalarıma gerçekçilik bulaştı
Ağzıma da küfür...
Gülersem eğer, çirkin gülerim
Çıkaramıyorum, dişimin arasına küfürler kaçtı.

Mümkünse haziranda daha fazla yağmur yağsın
Biliyorsun, küresel ısınma sonbaharı telef etti
Ekim yok artık, doğmadım gibi bir şey,
Yaşadığımı hatırlamaya ihtiyacım var
Dünyanın gökyüzünde bir musluğu olmalı
Yalansa, seveyim böyle güzel yalanı
Açın sonuna kadar suları.

Al işte, sikeyim, sanırım mutlu oluyorum
En son mutlu olduğumda The Killers dinliyordum
Diyordum ki, -yeni bir albüm çıkarsalar keşke
Yeni şarkılarını dinledim bugün,
İyi ki …

Taksiye küfür

Cep vodkası bitti, sıradaki gelsin
Birkaç kutu efes iyi gider, bir de mentollü sigara Bir barmen eksikti iki sene evvel, Bakırköy'de Bir de bankın ortasındaki eksik tahta Gerçi sarhoş olduktan sonra ne önemi var Çok şey eksik çoktan.
Biraz olsun unuttum unuttuklarımı
Hatta hangi otobüs geçiyor evden?
Bir taksiye atladım, böyle taksi yok
Zaman makinesi.
-Bak, dedim, beni eve götür
Şu radyoyu kapat, şakalar eğlendirmiyor
Dünya'yı kurtaranlar tivitırdan açıklama yapıyor
Haberleri kapat,
Gazetecilerin hepsi söyleşiye röportaj diyor
Kapat, dedim, bu şarkı tanıdık
Teoman beni anaforda boğuyor
İnanır mısın, yüz kere dinledim, yüz kere boğuldum.

Kaçla gidiyoruz, yarınları seçemiyorum
Taksimetre sorun değil, kırk yılda bir kullanıyorum
Şu yoldan gidelim, belki bir fıkra hatırlarım, güleriz
Anlaşılan yarınlarda da gülemiyorum
O halde, amına koyayım böyle taksinin
Beni gülebileceğim bir yerde indir.

Neskuikle sigara

Haziranı ekime bağlan bir gece olsa
Yaz birden bitse, gri bulutlara uyansam
Kaybettiğim bir sonbahar serinliği var İncirli'de
Bir de düşürdüğüm mutluluk;
Çok yürüdüm, çok, bulamadım
İkişer kilometreden birçok sene.

Vodkayı bırakalı yaklaşık iki sene oldu
Neskuikler işe yarar diye düşünmüştüm
Sigaranın yanında çikolatalı süt mü olur, olmaz.
Ama oluyor işte.
Ömer de diyor, reale karşı sitiyi alma diye
Dinlemiyorum.
Alışkanlıklar kolay bırakılmıyor, yenilmek mesela.

Yanıp sönen ışıkları uzay gemisi sanmak, mesela.
Biliyorum hepsi tarifeli yolcu uçağı.
Mesela, her yer bank, biliyor musun?
Koltuk bank, balkondaki taburem bank,
Bak yine sarhoş oluyorum, bunda bir gariplik var.
Mesela, yine yüzüm yere düşüyor
Kafamı kaldıracak halim yok, sigara boşa yanıyor
Işıklar boşa yanıyor, televizyon, radyo,
Televizyondakiler çok boş konuşuyor
Radyodakiler de.
Herkes mutlu, herkes reklamlarda gülüyor.
Yine reklamlarda kalmış kanal, kumandaya uzanamam.
Biraz yukarı baksam, gökyüzünü görürüm
Ama saat…

Hayalliyken

İnan bana, sigara dumanıyla çok şey yapabilirim
Mesela bak, güneşte dans ediyor, rüzgar yok
Kimse görmez, görseydi delirirdi
Gülmeyeli yıllar olurdu ve neskafe tat vermezdi
Sorsan, yarınlara umutlanırdı,
Konuşurken sesi titrerdi, bir şeylere heyecanlanırdı

İnan bana, sigara dumanıyla çok şey yapabilirim
Önümde duran binayı devirebilirim,
Bir sıkılsam, bir hatırlasam unuttuklarımı
Biliyorsun, çok düşünce devirmişliğim var, hayalliyken
Çok gözünün içine baktım dünyanın o zamanlar
Efes kötü geliyordu, efes şirin küçük kutuda, ekstra şatlı.
Şimdi bıraktım tabi hayalli olmayı, şatı
Ama inan bana, hala gözünün içine bakıyorum dünyanın
Hayalli değilim, ama devriliyorum
Bu düşünceler de bir türlü bitmiyor,
Tüm kırıkları kırıyorum eklem yerinden, her gün yeniden.

İnan bana, duman dans ediyor
Bilmiyorum delirdim mi ne oldu
Komedi filmine ihtiyacım var, ama vizyonda dram filmi
Ya da bir ergen kitabının kıçı kırık gösterimi
Biletler, en ucuzu on lira
Ne gerek var, on liralık sigara da güldürmüyor…

Yarım saat

İkinci sigarayı bitmeden söndürdüm, yarıda
Dedim, öpmüşüm somurtmaları suratının ta ortasından,  Şu an gülebilirim, nedenini soramam Sorarsam, üçüncü sigaraya başlarım, sonra dört Ne gerek var şimdi, hayat yarım saat ara versin Geçen yılları öpeyim, küfredemem Hayat molaya çıksın, ben de balkona Dut ağacını seveyim kimse kesmeden Hayaller küçük olsun, akşam çayını düşleyeyim
Kalkıp da gidersem eğer, yavaş yürürüm Yarım saatliğine havayı koklarım, egzoz da şehrin parçası Camlarını silenler var koca gökdelenlerin, uçuyorlar Yeni bir mesleği düşlerim, bir gün ben de uçarım Yokuş aşağı inerken, o son çimenleri gördüğümde Tüm şehir silinsin arka planda, yalnız o çimenler kalsın En uç köşesindeki yalnız ağacın hemen yanında Bir sarhoş beşinci birasını yudumlasın Şarkılar söylesin, şarkılar Şarkılar, hiçbirinde umutsuzluk yok, olmasın
Turnikeden geçerken, nereye gideceğimi unuturum Ne güzel, yanlış metroyu beklerim Mevsim yanlış olur, yağmur yağar her şey yazken Reklam panolarındaki beyefend…

Sarı çizginin gerisinde

Halbuki daha beş dakika var
Bir sonraki metro gelir şimdi
Öyle hızlı gelip geçiyor ki hepsi
Hiç birine adım atamadım
Sarı çizginin gerisindeyim, tamam
Bir bankta oturuyorum, düşmem öyle mi?

Ellerimi birleştirdim, kafam öne eğildi
Bu yağmur nereden geliyor, yüzüm çok acıdı
Karanlık bastırıyor, olsun
Ne zaman kaybolsam hep karanlıktı
Şimdi de dönüş yolunu şaşırdım
Bu metro ters yönden geliyor, imkansız
Bir şeyler ters gidiyor, tamam çok şey
Çünkü ben güneşli havaları sevmem
Evi görsen, perdeler hep kapalı
Çok yoruldum, çok
Şimdi geçti bir önceki metro
Biliyorum ters yönde, o yüzden binmedim
Aynı bankta oturdum kaldım, ellerim birleşik
Biri şu koca saati durdursun
Neden büyük olur istasyon saatleri
Durdursun biri, olur mu
Hava serin, burada üşümek korkunç
Yüzlerce metro kaçırdım, bilerek
Hayır gidemem
Biliyorum bu metrolar ters gidiyor
Biliyorum o saat duracak
O zaman yeniden gülerim, değil mi?

Ellerimi birleştirdim, kafam önde
Oturduğum yerde düşüyorum
Halbuki sarı çizginin gerisindeyim…

Yazın son seferi

Al işte yine pes ettim
Hem de bir yaz gününde, gri bulutlu
Üstelik sigaram bitiyor
Ama ölemem şimdi, hava sonbaharlı.

Biliyorum, yazlardan nefret ediyorum
Bana yenilgiyi hatırlatıyor her mutluluk
Biraz gün ışığı, radyodaki deniz şarkıları
Bir de Hasan Abilerin balkonundaki güneş şemsiyesi.

Biliyorum, ulan, mutlu değilim
İşte bir gün daha geçti haziranın bilmem kaçı
Sigaramı atmamak için yere, bilerek kaçırdığım otobüsler gibi
Bir yazın daha son seferine kalacağım
Akşam olacak ve eve döneceğim sanki
Bilirsin karanlığı sevmem
Otobüsle de dönmem, nasıl kalabalık
Hem otobüsler tam basıyor artık, büyüdüm.

Büyüdükçe koltuğa yapıştım, bir de sigaraya
Sonbaharı sevdim büyüdükçe
Büyüdükçe büyüdükçe, gidemem
Gidemem artık, koltuk iyi geliyor, sigara da
Pes etmek iyi geliyor, yenilmek komik
Sonra tadı kötü geliyor
Sonra son bir dal kalıyor saat ona doğru
Bile bile, tiksinerek içiyorum keratayı
Yine de içiyorum.

İşte yine bir yaz geliyor
Üstelik hava sonbaharlı
Olsun, zaten masmavi günleri sikeyi…

Bozuk sigara

Geçen gün aldığım süt bozuk çıktı
Bu yumurtalar nereden geliyor, tadı çimento gibi
Neskafelerin tarihi geçmiş, nasıl olur,
Hadi onu siktiret, oğlum, kola nasıl bozulur?
Neyse, bunları demek için gelmedim elbette;
Konu sigara.
Lise son sınıfta başladım
Hani bir şeylerden umudu kesmediğim zamanlar
Hatta, logaritma bile beni soğutamıyordu hayattan
Derse on dakika kala bir dal sigara yakıyordum
Ama oğlum, ne on dakika
Matematik dersi kadar uzun ama mutsuz etmiyor
Ve boynumdaki kravata rağmen özgürüm
Bir de ota boka gülüyorum komik olmasa da
Matematikmiş, geometriymiş, sikerim
Aklımda uzun yollar var, belki bir gün giderim
Başka şey düşünemem, daha sigaram yarıda.

Diyorum ki, şimdilerde, bu sigaralar bozuk
Çabuk bitiyor, gerçekten bak.
Ya malzemeden çalıyor köpekler
Ya ben çok şey düşünüyorum, ya da mutsuzum.
Yok yok, malzemeden çalıyor şerefsizler, evet öyle.

Gitmiyorum ulan, gitmiyorum
Zaten çok yol yürüdüm, yaklaşık otuz metre
Aradan beş sene geçti, artık yoruluyorum.

Vaktim yok, beş se…