Kayıtlar

İsmail Ağabey'in Blog yazarlarıyla ne alakası var?

-Alo İsmail, naber?
...Yahu bu lalenin verdiği ödevi soracaktım sana, medya dersinden.
...Ulan, ne ödevmiş amına koyayım ya, (...) ne üniversiteymiş!
...Alo? İsmail?
...Sen kimsin ulan?

***

Mezun olmadan önce, gereksiz bir ödevi nasıl yapmam gerektiğini sormak için üniversiteden arkadaşımı arayayım dedim, İsmail. Meğer telefon rehberinde iki İsmail varmış, fark etmemişim. Karşıdaki telefonu açar açmaz önce ödevi sordum, sonra öğretim görevlisine, derse, üniversiteye küfretmeye ve daha pek çok şeye bağıra bağıra küfretmeye başladım. Çok güzel, dolu dolu küfrediyordum, kendimi kaybetmiştim.

Çokça küfürden sonra hattın diğer ucundan ses gelmeyince durdum. Biraz sessizlik oldu ve karşıdaki ses "sen kimsin," diye sordu. Beklediğimden daha yaşlı bir sesti. İçimden "hasiktir," dedim; "acaba kimi aradım?". O kadar küfür ettim, rezil oldum. Birkaç saniye içinde beyin fırtınası yaparak aradığım kişinin büfeci İsmail Ağabey olduğunu tespit ettim. Toparladım: "v…

Olmaz şeyler sokağı

Bu, gece bir yirmibeşte bir şeyler var
Sigara daha yavaş yanıyor, çaya ihtiyacı yok İlginç, tek başına yetiyor Bir tat bırakıyor beynimde, çitos gibi İkiyüzellibin liraydı eskiden Taso falan da çıkmıyordu küçük paketten Paket küçük olmasına rağmen, bitmez hissi veriyor.
Var, bir şeyler var
Kaygıların da korkuların da amına koydum
Bakakaldılar.
Bir hayal uçuyordu önümden, yakasına yapıştım
Dedim ki, -nereden çıktın lan sen
-Uykumu böldün.

-Bak, dedim, emin misin?
-Şimdi mutlu olacağım, ölmem değil mi?
-Hayır, çünkü sarhoş da değilim

Sarhoşluk ne demek biliyorum, iki sene evvel sarhoş oldum
O gün hayata dönüş yolunu unuttum
Tek bildiğim adres, benzinlikti, o da işemek için
-Yani diyorsun ki, sırtını unuttuklarına ver
-Köşeyi dön ve ilerle, bir sokağa gireceksin
-Islak toprak kokacak yollar, çimen
-Kırmızı, hep otomobiller için yanacak, trafiği kitleyeceksin
-Gri montunu giy, hava serinleyecek
-Bir bakmışsın ekimin ortasındasın, o ekim bitmeyecek
-Yağmur hafifçe yüzünü sevecek
-Sen de ol…

Sonbahar şakası

Yaz günü yürümeye başladım
Birkaç espri bile düşündüm gülmek için
Yaşarsam altmış yaşımı hayal ettim
-Balkonda sigara içerken ölürüm, dedim; komik olurdu
Ağzımda sigara, başım aşağıda
Yine kül dökmüşüm üstüme
Karşı apartmandaki teyze yine merakla suratıma bakıyor
Uzun ömürlü olsun, tam yüzseksen yaşında
-Teyze öldüm artık meraklanma
-Hem de sigaradan değil, neşe yetmezliğinden
Ama son kez gülmüşümdür; -ulan biliyordum böyle gideceğimi, diye.

Çay şekersiz ve turuncu
Mutluluk üzerine binlerce kitap daha yazılmış
Vetpedler edebiyat sıçıyor
En popüler spor söyvarvırın denge tahtası
Pıro ivılişın ikibin bilmem kaç
Ben yine sitiyi almışım en son, yenilmişim.

Saat yarım, hayat çeyrek
Şanssızlık peşimi bırakmamış
Doya doya gülecekken, ölmüşüm.

Yaz gününde gülecekken bugün
Yağmursuz havada otomobil su sıçrattı
Yaz mevsimi sonbahar şakası yaptı, -sikeyim.

Bir lalenin yapılacaklar listesi

Beyninden beş inç büyük telefonunu uyandığı gibi kapar.

Daha çapaklı gözünü açamazken, tivitırı açabilecek kapasitede olan bu göt lalesi, günün anlam ve önemine ilişkin çok hayırlı bir tivit yollar çok sevdiği takipçilerine. Üç beş tiviti beğenir, retivitler. Ardından instegramına girerek, gün(boşluk)aydınlar pozu paylaşır. Keşke fotoğraf filtreleri, beyinsizliği de rötuşlayabilseydi, ama olmadı. Olsun.

Görevler uygulamasına girdi, güne başladı.

***

Yapılacaklar (23 Haziran 2017):

-Uyanır uyanmaz hayırlı günler tiviti at. (Tamam)
-İnstegramda gün(boşluk)aydınlar pozu paylaş. (Tamam)
-Makyaj, topuklular filan... (Tamam)
-Tivittırda birilerine sataş. (Tamam)
-Bilmem kimi ara, birilerinin dedikosunu yap. (Tamam)
-Hazırlan ve sabahın köründe alışveriş merkezine git (Tamam)
-Makyaj tazele. (Tamam)
-Sıtarbakstan tol vayt moka al, ama layt sütlü, dikef, kremasız olsun bebeğim. (Tamam)
-Kremalı olduğu için çalışana bağır. (Tamam)
-Dünyanın en büyük sorunu kremaymış gibi "şekerim hep böyl…

Dertleri öpmek

Birazdan dördüncü sigara yanacak Küllükte yer bulamadığımdan küfredeceğim İzmaritlere mi üzülsem, iyi gitmeyen şeylere mi Bilemeyeceğim. Bir gün daha başlamadan bitti işte Oysa neşeli günler hızlı geçer diye biliyorum Einstein, sence bu normal mi?
Dönüş yolunda yürüyeceğim Saatlerce ayakta kalmamış gibi Biliyorum, üzülerek kaybettiğim zamanları Öpüp yüksek bir yere koydular, kimse basmayın diye Bulacağım.
Evet, yine geç kaldım dün gece uykumda, bir şeylere Sınav mıydı, neydi, her ne boksa Ama, ilginç, bu sefer acele etmedim Öyle ki, rüyada bile pes etmeye başladım. Konuşmadım, konuşamam Sikeyim, neye üzüldüğümü bilmiyorum artık Otomobillere küfrediyorum, yazlara, güneşe Bahane.
Bir kumru gördük karşı apartmanın camında Mermerin en köşesine pısmış Aşağı bakıyor, düşerken uçmamaya karar vermiş gibi. Konuşamıyor, konuşamaz Tüm dertleri öpüp bir kenara koyduk Kumruya üzüldük Susarken ağlamamaya karar vermiş gibi.

Düz giden şeyler

İşte böyle istifa etti mendil satmaktan.
Ben nasıl insanlardan kaçıp en köşelere oturuyorsam
Nasıl katlanıyorsam yazların iğrenç güneşine
Öyle kaçtı bir soluk birilerinden;
-Böyle işin amına koyayım, dedi
Sonra birilerinin koca gülümsemeli suratlarına sıçtı
Ardından mendillerinin amına koydu, fırlattı.

Bembeyaz saçları vardı, sakalları
Tırnakları kirli ama böyle temiz kir yok
Ağzı bozuk ama çirkin gülücüklerden daha kaliteli sözleri
Yerlerde satamadığı son üç mendili
Bira da içmiş, hafif dengesiz
Yamuk dünyada düz yürüyor aslında.

-Kardeşim, dedi, kardeşim ben
-Ben istifa ediyorum.

Sigara ikram ettim, tütünle kutladık istifasını
Kafasına taktıklarını siktiretmesini söyledim, onayladı
Biliyorum ki, böyle bir şey asla olmayacak.
Yine bir şeyler düz gidecek, olsun
Öyleyse o da ters yöne girecek
Otobanda yürüyecek, otomobilleri durduracak
Hepsine küfredecek, özellikle güneş gözlüklülere
Elinde malboro ve telefonla dolaşan bileği çıplaklara
Tertemiz küfürler.

İntikam alacak dünyadan birkaç…

Yetmiş liralık espri

-Abicim hesapla şimdi. Bak dört seneden...

***

"Misafir odasının vitrininde, lacivert kabında duruyor. Diplomayı diyorum. Yani ne boka yaradı şimdi? İş yerinde soruyorlar, dışarıda, bilmem nerede... Okuyor musun vesaire. 'Mezunum,' diyorum, 'üniversite'. 'Güzelmiş,' diyorlar. Sikeyim, bunun için mi dört sene harcadım. Güzelmiş... Amına koyayım ya. Sonunda ne oldu, oyuncakçıda satış danışmanıyım. Barbiler, ayıcıklar, yok nörfler, süngerboblar. Gerçi süngerbobu severim ama... Sikeyim, bunun hakkımda konuşmuyordum. Ne diyordum?

"Kafa mı kaldı amına koyayım. Mal mal yaşıyorum. Zamanında bir hata yapıp öğrenci kredisi aldım bir de... Yirmibin lira borç çıktı. Hayata, dört sene ve yirmibin eksiyle başladım. Nereye gittiğimi de bilmiyorum, öylece gidiyorum. Plan yok, mutsuzum, tüm günüm gidiyor. Bu işler hayattan çalıyor, biliyorsun. Başka seçenek de yok sanırım.

"Boşuna okuduk, bunun için, oyuncakçı... O zaman hiç okumasaydık amına koyayım. Abicim hesa…